Yıllardır Doğru Bildiğimiz Yanlış: Kaplumbağa Terbiyecisi

“Aranızda hiç kaplumbağa terbiyecisi gören var mı?”

Sorunun sahibi gazeteci Emre Aköz. Müzeci, arkeolog ve ressam Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi” tablosunun 5 trilyona (günümüzdeki karşılığıyla 5 milyona) satıldığı zamanlarda yazdığı bir makalenin başlığıymış. Soru sorulmuş ama üzerine pek fazla düşülmemiş. Fakat zamanı geldiğinde Osman Hamdi’nin torunu Edhem Eldem’in soruyu ele aldığını ve cevabını aradığını göreceğiz.

Edhem Eldem, Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde öğretim üyeliği yapan bir akademisyen. Kendisi daha çok Osman Hamdi’nin hayatını ve çalışmalarını araştırmış, alanı olmadığından da çoğu zaman dedesinin tablolarını yorumlamaktan kaçınmış bir tarihçi. Fakat söz konusu tablo üzerinde bir yorum kirliliği olduğundan (kendisi over-reading terimini kullanıyor) işin özünü araştırmaya yönelmiş. Aköz “Osmanlı’da ‘kaplumbağa terbiyeciliği” diye bir meslek, bir hüner var mıydı?” diye makalesinde sorduğu soruya Eldem’den de cevap istemiş. O zaman Eldem, çok fazla fikri olmadığını beyan etmiş ama zaten aklının bir köşesinde bu mesele olduğundan konuyu uygun bir zamanında araştırmaya koyulmuş.

Eldem, bulduğu bilgiler ışığında bir makale yazarak tablonun asıl ilham kaynağı hakkında bizleri aydınlatmış. Bu önemli meseleye gelmeden önce değinmemiz gereken mesele ise tablonun ismi. Açık artırmada açılış fiyatının pek üstünde bir fiyata satın alınmasından sonra “yerli Mona Lisa”mız olan tablonun ismi bir hayli değişmiş. Paris’te bir sergide teşhir edilen tablonun ismi “L’Homme aux tortues” olarak geçmekteymiş. Yani tablonun ressamı ona “Kaplumbağalı Adam” ismini vermiş. 1912’de Ressamlar Cemiyeti Gazetesi’nde ise tablodan “Kaplumbağa Mürebbisi” olarak bahsedilmiş. Birkaç sene sonra Lucy Garnett kitabında aynı tabloyu “The Tortoise Charmer (Kaplumbağa Terbiyecisi)” olarak sunmuş. O günden bugüne de isim bu terim üzerinden günümüze ulaşmış ve “Kaplumbağa Terbiyecisi” olarak kalmasına sebep olmuş. Maalesef ki aynı isimlendirme sorunu Osman Hamdi’nin diğer tabloları için de hâlâ geçerli. Mesela 1908’de yaptığı “Silah Taciri” tablosunun asıl adının “Keskin Kılıç” olduğu saptanmış. Görüldüğü üzere Osman Hamdi’nin pek çok tablosu kendi isminin dışına çıkarılmış.

Anlıyoruz ki insanların kattıkları yorumlarla beraber bahsettiğimiz tablonun ismi değişerek bugünkü halini almış. Yani aslında Osman Hamdi sadece kaplumbağalı bir adamı resmederken ondan sonraki kişiler tabloya yeni bir boyut kazandırmışlar. Çünkü tablo için yapılan yorumlar terbiyeci baz alınarak yapılmış. Eldem de bu terbiyeci nedir, neyin nesidir diye yola çıkarak gerçek bilgilere ulaşmış.

Eldem’in verdiği bilgileri sunmadan önce biraz tablo ile ilgili yorumlara göz atmak gerektiğine inanıyorum. Bilindiği üzere Osman Hamdi Bey çağının ilerisinde, Batılı vizyonuna sahip bir Osmanlı vatandaşıydı. Osman Hamdi’nin bu aydın karakteri tablolarının yorumlanmasında etkili olmuştur. Kaplumbağa Terbiyecisi ile ilgili ilk yorumlar Osman Hamdi’nin müzeciliği zamanında çektiği sıkıntılar ile alakalı olmuştur.  Eczacıbaşı Sanal Müzesi’nin açıklamasına göre; Lale Devri’nde Sadabad eğlencelerinde kaplumbağaların sırtlarına mumlar dikilerek serbest bırakıldıkları bilgisi verilir ve kaplumbağalarla bağ kurulur. Bunun yanında yönetici olan Osman Hamdi Bey’in mesai arkadaşlarına yönelik acımasız, ümitsiz bir hicvi olarak yorumlanır. Ayrıca tablo klasik oryantalist tablolarına rağmen bir hayli sadedir.

İki önemli sanat tarihçisi Semra Germaner ve Zeynep İnankur’un yorumları ise biraz daha somuttur: “Kaplumbağa terbiyecisinin düşünceli duruşu, sabır isteyen çok zor bir uğraş içinde olduğunu belli eder. Bu kalın kabuklu ve ağır kanlı mahlukları zor kullanarak terbiye etmek güç olduğundan, derviş ney üfleyerek ve nakkare çalarak kaplumbağaları eğitmeyi düşünmektedir. Osman Hamdi Bey’in kendisiyle özdeşleştirdiği kaplumbağa terbiyecisinin elindeki tek araç, tabloda müzik aletleriyle simgelenmiş olan sanattır. Osman Hamdi Bey, Arkeoloji Müzesi ile Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kuruluşu ve Asar-ı Atîka Nizamnamesi’nin çıkarılması gibi girişimlerinde karşılaştığı güçlükleri ve toplumun değişmeye karşı olan direncini ima etmektedir.

Diğer bir örnek ise arkeoloji çalışmalarıyla ünlü Wendy Shaw’ın yorumudur: “Kaplumbağa Terbiyecisi isimli tablosunda kendisini, içinde yaşadığı düzenin hayal kırıklığına uğrattığı bir eğitici olarak resmeder. Bu tabloda hafifçe eğilmiş, verdiği yaprakları yemekte olan öğrencilerini izlemektedir. Ne yazık ki Osman Hamdi’nin öğrencileri, çaldığı neyin sesini işitecek kulaklardan yoksundur; ayrıca boynundaki aletin darbelerini hissetmelerini önleyen sert kabukları vardır. Müzeye açık bir gönderme içermemesine karşın bu tablo, Osman Hamdi’nin Osmanlı toplumunda üstlendiği eğitimci rolüne alegorik bir gönderme işlevi görebilir. Osman Hamdi, eğitim araçlarına sahiptir ama öğrencileri onun talimatlarını algılayabilecek kapasiteden yoksundur.”

Yukarıdaki yorumlardan anlayacağınız üzere tabloya yüklenen derin anlamlar mevcuttur ve bu anlamlar günümüzde de temel olarak alınır. Fakat Edhem Eldem’e göre Osman Hamdi bir mesaj ressamından öte bir genre (tür, günlük yaşam) ressamıdır. Bu yüzdendir ki aşırı yorumlardan kaçınarak işin aslını araştırmaya koyulur. Yaptığı taramada gerçek bir kaplumbağa terbiyecisi gravürü ile karşılaşır. Üç kaynakta da yer alan gravürün bir basımını da “Le Tour du Monde” adlı seyahat dergisinin 1869 senesi cildinde yer alan Japonya’yı konu edinen bir makalede bulur. Kaplumbağa terbiyesi diye bir sanat, kaplumbağa terbiyecisi diye bir meslek vardır ve bunlar 19. yüzyılda Japonya’da yer alır. Peki, Osman Hamdi’nin eline bu makale geçmiş midir?

Osman Hamdi’nin mektubuna göre; 1869 yılında Edhem Paşa, Bağdat’ta görevde bulunan oğlu Osman Hamdi’ye Le Tour du Monde’un o seneye ait ilk cildini yollamış ve oğlu da bunu okumuştur. 1906 yılında ise Osman Hamdi, dergideki gravürü Osmanlı ortamına uyarlayarak bir tablo haline getirmiştir. Ve Osman Hamdi, gravürü adapte ederken işin esasını oluşturan terbiye meselesini tamamen ortadan kaldırmış, terbiyeciyi sıradan bir adama çevirmiştir. Ve işte! Tablonun gerçek ilham kaynağı bu gravürden ibarettir!

Eldem, tablonun asıl ilham kaynağını ortaya koyarken diğer yorumlar için de asla gerçek değildir demiyor aksine ihtimalleri es geçmiyor. Ama bu kadar yorumun artık söz konusu tablonun üzerinden çekilmesinin mantıklı olabileceğini söylüyor. Naçizane ben de kendisine katıldığım için bunları aktarma ihtiyacı duydum. Ve şimdi sıra sizde; Eldem’in verdiği bilgiler ışığında tabloya bir kez daha bakmakta…

Not: Yazı için Edhem Eldem’in 2009 tarihli “Ressamlar, Kaplumbağalar, Tarihçiler…” isimli makalesinden; bazı resimler için Arif Müfid Mansel arşivinden yararlanılmıştır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.