Şiir Niye Var? / Birhan Keskin

Birhan Keskin bu sorunun cevabını Fakir Kene isimli kitabında vermiştir. Cevap ise, dünyanın acılarını başkalarının da duymasıdır. Çünkü, kimse durup dururken veya mutlu olduğu zaman şiir yazmaz. Cemal Süreya da, “Mutluyken insan neyi yazsın ki?” demiştir. Ayrıca mutluluk süreğen bir şey de değildir.

Okuduğum bir yazıda şiir yazmanın düzyazı yazmaktan daha zor olduğu söyleniyordu. Doğruydu. Şiirde, kısıtlı bir anlatımla yoğun duygular aktarılmaktaydı. Herkes düz bir yazı yazabilir veya okuyabilirdi, ama bu şiir için geçerli değildir. Şiir öyle alelade bir şey olarak tanımlanamaz.

Birhan Keskin’in şiirleri, son dönem içerisinde yazılan şiirlerde kullanılan dil ve üslup açısından kendine has yönleriyle öne çıkanlardan. O kadar yoğun cümleler, benzetimler var ki okurken mutlaka düşüncelere dalıp, kelimeleri hayatımızın bir dönemindeki izlerde bulabiliriz. Şiir, duyuştur. Duyuş insanı harekete geçirir. İnsanın içindeki her noktaya sirayet eder.

 

“Sana buraya bir şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun. Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun.”

Birhan Keskin’e göre şiir, herhangi bir sözcüğün önüne veya arkasına takılacak bir sıfat değildir. Örneğin, “şiir gibi bir aşk” benzetimi. Oysa bugünlerde kimsenin aşkını, şiir gibi yaşadığı falan da yok. Şiir, konu itibariyle sadece aşktan ibaret değildir. Ancak Türkiye’de böyle düşünen insan sayısı da çok fazla olmasa gerek. Şiire haksızlık etmemeli, onu belli bir kalıba sokmamalıyız. Şiir, özgürdür.

“Kaç kere söyledim toplantıda, el ele verelim bir çare bulalım dedim apartmandakilere, dedim de doktor…
Bizim millet şiiri sevmediği gibi el ele tutuşmayı da sevmiyor.”

Birhan Keskin’e göre şiir yazmak bir serüvendir. Serüven bireysel olsa da ucu mutlaka başka insanlara da dokunmakta. En azından şiir için durum böyle. Ortak bir duygu yaratılıyor ve paylaşımlar artıyordu. Kim olduğumuz, amacımız, evrendeki yerimiz,  vs. bütün bunlar bireysellikten evrenselliğe ulaşıyor bir anda. İşte şiirin gücü burada!

“Kadınların kaburgadan yapıldığına
Kadınları bile inandıran neydi Birhan?
Asıl mesele diyorsan buraya dönelim, şimdiye
Söyle artık başımıza bu işleri açan yine erkekler değil miydi?
Dönelim Van’da bir kadına, dönelim Mardin’de, dönelim İzmir’de
Dönelim Birhan bak geç oluyor hava kararıyor evimize dönelim
Bize bunları söyleten neydi, gülerken ağız kapatmayı, ağlarken saklanmayı
Her lafa karışmamayı, yazmamayı Birhan, çizmemeyi bize dayatan kimlerdi?”

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.