Stendhal: “Aşk, Çok Renkli Bir Çiçektir, Ancak Korkunç Uçurumların Kıyısında Yetişir”

Aşk… Yüzyıllardır süregelen tarifsiz duygu. Edebiyatın da en çok beslendiği duygulardan biri diyebiliriz. Çünkü binbir hali var. Mutluluğu, üzüntüsü, kırgınlığı, çekingenliği, imkansızlığı… Artık yazar hangi halini ele alırsa. Sevgililer gününe özel olarak Stendhal’ın “Aşka Dair” isimli kitabını ele almak istedim. Kitap 1822’de yayımlanan ve deneme türünde olan bir eser.

19. yy.’ın en önemli yazarlarından biridir. Hatta Nietzsche bile onu kıskandığını itiraf ederek bunu kanıtlamaktadır. Stendhal, genç yaştan itibaren pek çok ülkeyi görme fırsatı edinmiş ve bunun sonucunda da insanlar hakkında zengin bir deneyime sahip olmuş. Fransız edebiyatının realist yazarlarından biri olarak tanınmaktadır.

Eserlerini yazarken o kadar çok kafa yorarmış ki, istediklerini tam olarak yansıttığına ikna olmadan eserine son noktayı asla koymazmış.
Stendahal’ın yaşamında aşk büyük bir yer tutmuş. Aşk hayatında pek çok kadın yer almış. Bütün bu yaşadıklarından yola çıkarak aşk hakkındaki düşüncelerini, okurlarıyla onun deyimiyle mutlu azınlığıyla paylaşmıştır.

“Ateşe benzer aşk, iradeyi bütünüyle aciz bırakıp bir anda yükselir ve bir anda kaybolur.”
“Aşk, çok renkli bir çiçektir, ancak korkunç uçurumların kıyısında yetişir.”

Aşka yönelik yaptığı bu tanımlardan anlıyoruz ki Stendhal, aşkı yüksekten alçağa, güzellikten korkunçluğa doğru bir ivme ile tanımlamaktadır. Bu ivme içerisinde de aşkın evreleri vardır. Her evrede farklı duygular yaşar insan.

“Yine de aşkın yaşanmasına neden olan o çamurlu yollar, o dolambaçlı ilişkiler, duraksamalar, yaşanan heyecanlardır aslında aşkı aşk yapan.”

Yani aşkın doğası böyle bir şeydir işte. İnişiyle çıkışıyla kalbimizi doldurup boşaltır. Bu arada yaşananlar ise hayatlarımıza kazınarak kendine yer edinir. Aşkı yaşamak biz insanlara bahşedilmiş kutsal bir duygudur. Ancak kıymeti bilinmez ise herhangi bir yaşanmışlıktan öteye gitmez. Kutsallığını da yitirir.

“Gökler size aşk için yaratılmış bir ruh bahşetmişse eğer sevmemek, hem kendinizi hem de karşınızdakini mutlulukların en büyüğünden mahrum bırakmanız anlamına gelir. Günah işlemekten korkan bir portakal ağacının çiçek açmayı bırakmasından farkı yoktur bunun.”

İnsan sevmeye görsün dünyaya farklı gözlerle bakmaya başlar. Daha iyi görür, işitir, tadar, dokunur ve koklar. Her şey daha da anlam kazanır. İnsanlara karşı bile bakış açısını değiştirmiştir. Dünya daha güzel bir hal almıştır. Yaşamak ise daha anlamladır.

“Sevmeye başladığı andan itibaren en aklı başında insan bile, sevdiği şeyi olduğu gibi göremez. Kendi üstünlüklerini ufalttıkça ufaltır, sevdiği kişinin en lüzumsuz vasıflarını ise abartır durur. Kaygılar ve umutlar bir anda romantizme karışır.”

Aşk yaşanırken bir süre sonra artık alışkanlık haline bürünmeye başlar. Baştaki duyular ve duygular normalleşme dönemine girer. İşte bu evre çok kritiktir. Tamam ya da devam adımlarına burada karar verilir. Kahraman, ya tamamıyla teslim olacaktır ya da başka masallara doğru gitmeye karar verecektir.

“Aşkla dolu her bir dakikası artık alışkanlığa dönüşmüş bir inançla geçen ayların ardından, sevmekten vazgeçmenin düşüncesine dahi nasıl katlanabilir insan? Ne kadar sağlam bir yaradılışa sahipse insan, kararsızlığa o kadar zor teslim olur.”

Teslim olmayı seçen kahramanlar hikayesine devam ederken, başka masallara doğru yola çıkanlar karşında hezimete uğramış taraf, kendini elbette ki kötü hissedecektir.

Duyguları birbirine karışacak, bazı şeyler tepetaklak olacaktır. Burada sabır ve zaman devreye girer. Eğer sabredersek ve zamanın kollarına kendimizi bırakırsak o korkunç ruh halinden elbette çıkarız. İnsan, yaşam denilen savaş alanında binlerce kez yenilgiye uğrasa da savaşmaya ve iyi olmaya mecbur olan bir savaşçı değil midir?

“Şiddeti muazzam ama karşılıksız kalmış tutkularda bazı anlar olur ki, insan artık sevmediğine inandırır kendini; denizin ortasında bir tatlı su kaynağına benzer böyle anlar. Sevgiliyi düşünmekten bir keyif alamaz olur insan; sevdiğinin acımasızlığından bıkmış olmasına rağmen, hayatta ilgi duyduğu başka şey de kalmamış olduğundan, kendini büyük bir keder içinde bulur. Bu hüzünlü ve kasvetli hiçliğin ardındansa, çalkantılara rağmen yepyeni, tutkulu ve ilginç bir ruh haline bürünür insan.”

Aşk bir hezimetle sonlandığı zaman, bir zamanlar hayran olduğumuz kişiye karşı artık her türlü haksızlığı yapmaya hazırızdır. Zaten hassas olan kalbimiz daha hassaslaşır. Ona bir yol çizen tüm alışkanlıklarını kaybedince, hissettiği tüm duyguları yolun ortasında bırakıverir. Artık bu yolda nasıl ilerleyeceğini bilemez. Ta ki yeni bir rota çizilene kadar.

Yeni bir rota tekrar çizilebilir, yeniden aşık olunabilir, her şey insan içindir hayatta. Kıştan sonra baharın geleceğini bilerek yaşamalıyız. Her şey tekrardan yücelip anlam kazanacaktır. Duygular, duyular, insanlar, doğa, şarkılar, şiirler, fotoğraflar… Her şey daha da parlak olacaktır. Biz de dahil olmak üzere.

“Kristalleşme yalnız ağaç dallarına özgü değildir. Yaşadığı uzun kışın ardından, çırılçıplak bir ağaç dalı olan insan, aşkı tanıdıktan sonra binbir kristalle kaplanır. Doğadaki her şey daha güzeldir, sevdiği kişide fark ettiği her yeni özellik yeni bir kristaldir onun için; çok daha güzeldir, çok daha parlaktır, işte kristalleşmiştir insan; fakat artık daha çok kırılgandır.”

Aşk, çok özel bir duygu. Alelade yaşanılmaz. Hayatımızda kaç kere yaşayacağımızı da hesaplayamayız. Aşk üzerine bir plan da yapamayız. Stendhal, insanlara “Demek ki sizin medeniyetinizin yarattığı en güncel mucize bu imiş! Aşkı alelade bir iş haline getirdiniz” diye seslenmiştir. Günümüze bakarsak haksız da sayılmaz.

Aşkı böylesine güzel cümlelerle kağıda döken bir yazarın mezar taşında; visse (yaşadı), scrisse (yazdı), amo (sevdi) yazmaktadır. Her insanın hayatında geçtiği veya geçeği aşamalar değil mi bunlar? Aşktan korkamayın; hissetmekten, söylemekten, yaşamaktan. Sonuçta hayat sona erdiğinde hepimizin başına bir mezar taşı dikilmeyecek mi? Başımızdaki taşı layıkıyla taşımak dileğiyle…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.