Şu an Okuyorsun
Var Olmanın Mutsuzluğu Üzerine Bir Film / Sonsuzluk Üzerine

Var Olmanın Mutsuzluğu Üzerine Bir Film / Sonsuzluk Üzerine

Sıradan, günlük yaşamın akışında ilerleyen anların yer aldığı Sonsuzluk Üzerine (About Endlessness); tüm güzelliği, zulmü, ihtişamı ve bayağılığıyla insan hayatının yansıması olan bir film. Var olmanın hüznü üzerine kurulu film gri bir havanın atmosferinde başlar. Birbirinden bağımsız insanların hayatlarındaki anların yansımasıyla varoluşun kırılganlığını üstümüzde hissederiz.

Filmin önemli sahnelerinden biri inancını kaybetmiş olan bir papazın yer aldığı sahnelerdir. Rüyasında çarmıha gerileceğini gören papaz, yaşadığı korkulara daha fazla dayanamayıp son çare olarak psikiyatriste gider, fakat orada da aradığı cevapları bulamaz. Kilise de görevini yerine getirmekte zorlanır, anlam arayışında kendini kaybeder.

Rüya sahnesinde bazı öğeler dikkat çekicidir. Papaz çarmıhı tıpkı İsa gibi sırtında taşır ve yine İsa’nın çarmıha gerildiği anlarda olduğu gibi aynı sözü söyler: “Tanrım beni neden terk ettin.”   Kendi yalnızlığını İsa’nın bedeniyle özdeşleştirir.

filmin genelinde bireylerin yalnızlığı, diyalogsuzluğu dikkat çeker. Yine kafelerde birbirinden bağımsız, diyalogsuz insanların yer alışı kuşkusuz yönetmenin Edward Hopper tablolarından etkilenişini gözler önüne serer.

Sahnelerde kullanılan soğuk, gri renkler bireylerin yüzlerine de sirayet eder. Bu kişiler için canlı mı yoksa ölü mü gibi sorular sormaktan kendimizi alamayız. Roy Andersson hemşerisi Bergman gibi yakın ve tek plan çekimlerle kadraja aldığı insan yüzleriyle filmin atmosferini daha da etkileyici kılar.

Filmin ilerleyen sahnelerinde, yenilmiş, yıkılmış, kasvetli bir şehrin(Berlin)üzerinde uçan bir çifte odaklanır. Birbirine sarılı şekilde uçan bu iki insanın yüzünde şehrin hüznüne zıt olacak şekilde bir sevinç vardır. Puslu bir şehrin üzerinde tıpkı Chagall’ın tablasu gibi süzülürler. Böylelikle her şeye rağmen yaşamın sonsuzluğuna göndermelerde bulunulur.

Ayrıca Bakınız

Sonsuzluk Üzerine her sahnesiyle irdelenmesi gereken bir film. Roy Andersson filme yüklediği hikayeci yapıyla, yarattığı dünyayla ve de zıt hikayelerle oldukça etkileyici bir atmosfer ortaya koyuyor. Böylelikle film, aynı anda hem mutluluk, hem ağıt hem de varoluşun kırılganlığının sonsuz bir hikayesini sunuyor.

 

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Emin Değilim
0
Heyecanlı
0
Hüzünlü
0
Mutlu
0
Şaşırtıcı
0
Yorumları Gör (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

© 2011 Sanat Karavanı, Tüm Hakları Saklıdır.

Yukarı Kaydır