Yıkımların Eşiğinde Bir Fotoğrafçı – Werner Bischof

“Dünyanın gerçek yüzünü keşfetmeye mecbur hissettim. Bolluk içinde bir yaşam sürdürmek, birçoğumuzu sınırlarımızın ötesindeki muazzam zorluklara karşı körleştirmişti.”

İsviçre’de bağımsız bir fotoğrafçı olarak çalışan Werner Bischof, II. Dünya savaşının yarattığı etkiyle pasif bir gözlemci olmak yerine, makinasını eline alarak; 1945’ten 1949’a kadar Fransa’dan Romanya’ya, Norveç’ten Yunanistan’a kadar tüm Avrupa ülkelerini arşınladı. İnsanların ıstıraplarını, çaresizliklerini yansıtırken, gelişen teknolojiyle birlikte azınlık haline getirilen geleneksel toplulukların günlük yaşamlarını kadrajına aldı.

Werner Bischof’u foto-muhabirliğine sürükleyen şey;  Hindistan, Kore, Vietnam, Meksika ve Peru’da yaşanan kıyımlardı. Fotoğrafın farklı bir dünya yaratmak için bir araç olabileceğini düşünen sanatçı, yayınlandığı bir röportaj sonrasında dünyaca tanınmaya başladı ve 1949’da kurucu üyelerle birlikte Magnum’a katılan ilk fotoğrafçı oldu.  Hindistan’daki kıtlık üzerine raporlar yayınlarken insanların acımasızlığından bahseden Bischof, Japonya, Kore gibi ülkelere de giderek yayınladığı görüntülerle dünya genelinde büyük bir etki yarattı.

Werner Bischof, görüntülerini oluştururken nesne, ışık ve gölgenin yarattığı zıtlıktan yararlanır. Derin kontrast eşliğindeki görüntüler sanatsal bir ifade gibi görülse de, aslolan görüntüye sinmiş dramda gizlidir.

“Fotoğraf, dört köşe bir çerçevenin içinde sadece bir dünyanın tarifini yapan bir doküman parçası değildir. İçinde bir his, bir sevgi vardır. Onun için Werner Bischof fotoğraflarına dikkatle bakmak lazımdır. İçlerinde rüzgarlar eser, size bir memleketin kokusunu getirir. “ 

Ara Güler

 

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.