Ağladığın Duyulmasın, Aldırma Gönül, Aldırma…

Sabahattin Ali; romanlarıyla, hikâyeleriyle ve yaptığı çevirilerle Türk edebiyatının en kıymetli yazarları arasında yer alır. Roman ve hikâyeleri ile öne çıkan Sabahattin Ali’nin edebiyata girişi, ilk olarak şiirle olmuştur. Bundan dolayı dört dörtlük bir sanatçı olma özelliği taşır.

”Ruhum bir heykel gibi düşüp parçalanırdı.

Bu sesleri duyanlar gülüyorum sanırdı.”

Daha lise sıralarındayken, arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları okul gazetesinde şiir ve öyküleri; daha sonra da Servet-i Fünun gibi dönemin popüler edebiyat dergilerinde şiirleri yayımlanmıştır. Şiirleriyle tanınmaya başlayan Sabahattin Ali, Aydın’da bir ortaokulunda öğretmenlik yaptığı zamanlarda yazdığı bir şiir nedeniyle üç ay hapis cezası almıştır. Yine Konya’da öğretmenlik yaptığı zamanlarda, yazdığı başka bir şiir sebebiyle ikinci kez hapis cezası alır. Hapiste kaldığı süre boyunca da boş durmamış, şiirlerine devam etmiştir. Hapishanede yazdığı ”Hapishane Şarkıları” diye adlandırdığı beş şiirin bir tanesi, Edip Akbayram tarafından bestelenmiştir. Hapis cezasını çektikten sonra ki bir yıl boyunca, şiir yazmamış ve şiiri bıraktığı düşünülmüştür.

”Başın öne eğilmesin,

Aldırma gönül, aldırma;

Ağladığın duyulmasın,

Aldırma gönül, aldırma…

 

Dışarıda deli dalgalar

Gelip duvarları yalar;

Seni bu sesler oyalar,

Aldırma gönül, aldırma…”

 ”Göklerde kartal gibiydim,

Kanatlarımdan vuruldum;

Mor çiçekli dal gibiydim,

Bahar vaktinde kırıldım.

 

Yâr olmadı bana devir,

Her günüm bir başka zehir;

Hapishanelerde demir

Parmaklıklara sarıldım…

 

Kimseye soramadığım,

Doyunca saramadığım,

Görmesem duramadığım

Nazlı yârimden ayrıldım.”

Şiirlerinde tek bir biçime saplanıp kalmamış, farklı hece ölçüleri kullanmıştır. Dörtlüklerinden oluşan şiirleri biçim ve söyleyiş olarak halk diline yakın görülür.

”Deniz bazan susup bazan homurdanıyor;

Üsküdar’da  birkaç ışık sönüp yanıyor:

Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi…

Gece sarmış etrafı bir siyah şal gibi…

Kırbacını dalgaların vurup sırtına;

Onları da kudurtuyor şimdi fırtına…

İşte böyle yerler, gökler saçarken ölüm,

Ben buraya nasıl geldim, onu düşündüm…”

Roman ve hikâyelerinde karşılaştığımız toplumsal sorunlar; insanlar arası ilişkiler, sıkıntılar, sevgi, acı, çaresizlik gibi konuları şiirlerinde de işlemiştir. Şiirlerin her dizesinde hissedilen müthiş kederi, Sabahattin Ali’nin yaşamı boyunca karşılaştığı talihsizliklere de bağlayabiliriz.

”Ruhumun dalgaları, koşup kabarmayınız.

Her damlanız tutuşan göğsüme birer bıçak.

Kalbim bir kayadır ki, neredeyse yıkılacak,

Hayalden köpüklerle kalbimi sarmayınız…”

Yazı hayatı boyunca çok sayıda şiir yazmıştır, fakat bunlardan çok az kısmını yayımlamıştır. Bunun sebebinin ise, şiirlerini beğenmemesi olduğu düşünülmektedir. ”Dağlar ve Rüzgâr”, ”Kurbağanın Serenadı” ve ”Öteki Şiirler”adlı şiir kitapları basılmıştır. O hayattayken basılan tek şiir kitabı ”Dağlar ve Rüzgâr” kitabıdır. Kısa ömründe Türkiye’nin birçok şehrinde bulunan Sabahattin Ali; karşılaştığı insanlarda gördüğü sıkıntıları, şehirlerdeki bunalımlardan yalnız kalma ihtiyacını, doğaya sığınarak gidermiştir ve bunun üzerine hep dağlardan bahsetmiştir, dağlara şiirler yazmıştır. Tüm şiirlerinin bir araya getirilmesinde Asım Bezirci’nin büyük payı vardır. Bugüne kadar basılmış olan şiirleri; Yapı Kredi Yayınlarından Bütün Şiirleri adıyla, 1999 yılından bu yana basılmaya devam etmektedir.

”Bir gün kadrim bilinirse,

İsmim ağza alınırsa,

Yerim soran bulunursa:

Benim meskenim dağlardır.”

Sabahattin Ali’nin şiirini okumak ya da herhangi bir kitabını okumak, aynı zamanda onunla oturup sohbet etmek gibidir.  O, yaşarken anlayamadığımız, gerekli kıymeti veremediğimiz bir yazarımızdır. Hâlbuki insanın anlam arayışını, ne denli güzel ifade etmiştir şiirlerinde… Işıklar içinde uyu Sabahattin Ali.

”Bu dağların bir rakibi varsa rüzgardır.

Rüzgar  burda tek başına hükümdardır.

Burda insan duman gibi genişler, büyür.

Bu dağlarda ıstıraplar, sevinçler büyür.

Buralarda her düşünce sona yakındır,

Burda her şey bizden uzak, ”O” na yakındır.

Burda yoktur insanların düşündükleri,

Rüzgar siler kafalardan küçüklükleri,

Yanağıma çarpar geniş kanatlarını,

Ve anlatır mâbutların hayatlarını.

Arasıra kulağını bana verdi mi,

Ben de ona anlatırım kendi derdimi.”    

 

Kaynak: Atilla Özkırımlı, Asım Bezirci, Sabahattin Ali/Bütün Şiirleri/Yky

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.